İslamın seyyahları
8. yüzyılda Arap dilinin arı halini araştırmak için Bedevileri ve çölü ziyaret şeklinde başlayan seyahatler -rıhle-, daha sonra hadis toplamak, hadis kaynaklarına ulaşıp hadislerin silsile şeklinde aktarımlarını saptamak şeklinde gelişmiştir. (Bir çeşit soyağacı izlenmesi gibi). Sadece islam topraklarında gerçekleşen bu yolculukları kimi seyyahlar kişisel servetlerini harcayarak, kimileri de kendilerini tüketerek gerçekleştirmişler, hatta yıllar süren yürüyüşlerde ölmüşlerdir.
İşte "Ortaçağda İslam ve Seyahat" kitabı bilgiyi, kaynakları ve hatta kendini bulma yolculuklarına güzel bir bakış şansı sunuyor. Seyahatlerde bilginin kulakla alınması ve doğrudan gözlemlenmesi -"autopsia"- yöntemlerinin birbirine karşı üstünlük ve zayıflıkları değerlendiriliyor.
İlgimi çeken bir şey, Arapların varlığına inandıkları "muammerun" adı verilen yani çok uzun yaşadığına (muammer) inanılan insanlar. Bunların bazıları 300, 400 yıla bana mısın demiyor, hatta 938'de ölen bir tanesi Hz. Ali'yi tanıdığını iddia ediyormuş. (Yani bilgininin "isnat silsilesi"ne ihtiyaç yok, kendisi doğrudan birinci kaynak).
Kitaba göre, 14. yüzyılın ünlü seyyahı İbn Battuta ne yazık ki islam seyahatlerinin sonuncusunu gerçekleştirmiş, Avrupa'da kaşifliğin yıldızı yeni yeni parlarken islamda seyahat saygınlığını yitirmiştir.
Günümüzde ise bazılarına göre seyahatin ölümü ile karşı karşıyayız. "Uzak yerler yeryüzünden neredeyse tamamen silindi, artık sadece yakın yerler kaldı. Öyle ki şu ya da bu biçimde turistik bir gezinin yoluyla kesişmeyen coğrafi güzergah kalmamış gibi."
Geldik yine küreselleşmenin "fayda"larına :) Kitabın büyüsünü bozmamak için tadımlık bazı notlar yazdım. Yapı Kredi Yayınları'ndan çıkan kitap beni oldukça etkiledi.
Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!
0 yorum yazılmıştır